Haber Detayı
21 Mayıs 2015 - Perşembe 12:08 Bu haber 864 kez okundu
 
KORUMA KULLANMA DENGESİ KURULMALI
KORUMA KULLANMA DENGESİ KURULMALI
Gündem Haberi


Eğirdir gölü üzerinde yapılan tartışmalar 2. Balıklandırma ve Rezervuar Yönetimi Sempozyumuna damgasını vurdu. Sempozyumun ilk sunumunu yapan Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü, Kaynak Yönetimi Daire Başkanı Ramazan Çelebi Eğirdir gölünde bir kriz olarak nitelenen su bitkilerindeki artışın dünyada kirlenmiş olan suların temizlenmesinde, rehabilitasyonunda kullanılan bitkiler olduğunu söyledi.

 

Eğirdir’de yapılan 2. Balıklandırma ve Rezervuar Yönetimi Sempozyumuna Eğirdir gölü özelindeki tartışmalar damga vurdu. Sempozyumun ilk konuşmasını yapan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü, Kaynak Yönetimi Daire Başkanı Ramazan Çelebi Eğirdir gölü üzerindeki çevresel baskılara dikkat çekerek “Eğirdir gölü etrafında ciddi bir tarımsal faaliyet var. Yaklaşık 25 bin kişi bu koruma havzasının içinde yaşıyor. Kimse kusura bakmasın, bu insanları bu saatten buradan çıkarmak mümkün değil. Yapılabilecek olan bu noktada iyileştirici tedbirler almak. Sayın bakanımız son Isparta ziyaretinde iyi tarım uygulamalarında dekar başına desteklemeyi iki katına çıkardı. Neden? Eğirdir gölünün etrafındaki bu tarımsal baskıyı minimize edebilmek için. Bu noktada üreticinin iyi eğitilmesi ve bu konuların üreticiye doğru şekilde aktarılması gerekiyor” koruma kullanma dengesine vurgu yaptı. 

SU ÜRÜNLERİ SUYU TÜKETMEZ

Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü, Kaynak Yönetimi Daire Başkanı Ramazan Çelebi, 2. Balıklandırma ve Rezervuar Yönetimi Sempozyumunda yaptığı sunumda “Beslenme insanlığın en temel ihtiyaçlarından birisi. İklim değişikliğine bağlı olarak genişleyen ekvator kuşlağı insanlığı beslenmek için yeni arayışlara itiyor. İnsanlıların hayvansal protein ihtiyaçlarının %40 denizden gelen ürünlerle karşılanıyor. Ayrıca su ürünleri birçoklarının algılarının tersine, su tüketen değil sadece suyu kullanan bir sektör. Su ürünlerine suyu tüketen değil suyu kullanan bir sektör olarak baktığımız zaman, su ürünlerini insan gıdası olarak önümüzdeki yıllarda daha fazla kullanmak durumundayız. Bir kilogram kırmızı et için ihtiyaç olan 17 kilogram, bir kilogram beyaz et üretimi için ihtiyaç olan 3 kilogram su tüketiminden bahsederken, su ürünleri suyu kullanan ama tüketmeyen bir sektör olarak karşımızda” dedi.

İNSANLIK KIYILARA GÖÇÜYOR

Çelebi çarpıcı mesajlar içeren sunumunda şunlara yer verdi. “İnsanların göç hareketine baktığımızda da kıyı bandına olan göçlerin arttığını görüyoruz. Bu ne demek oluyor? Bu önümüzdeki dönemde su ürünlerinden beslenme ihtiyacının artacağını gösteriyor. Şuanda dünyadaki mevcut su ürünleri üretimi yaklaşık 150-160 milyon ton. Bunun 91 milyon tonu avcılıktan 70 milyon tonu ise yetiştiricilikten. Ülkemizde ise yıllık 600-700 bin ton bir su ürünleri üretimi var. Bunun %60’lık kısmı avcılıktan %40’lık kısmı ise yetiştiricilikten sağlanıyor. Bu noktada su ürünleri üretiminde avcılık ve yetiştiricilik iki önemli argüman iken üçüncü bir argüman olarak balıklandırma ortaya çıktı. İşte bu nedenle balıklandırma ve rezervuar yönetimi artık gelecek yüzyıllarda kaynakların yeni nesillere aktarılması konusunda balıklandırma büyük önem taşıyor.

SU ÜRÜNLERİNİN KARBON AYAK İZİ KÜÇÜK

Su ürünleri üretimi neden bu kadar önemli. Su ürünleri insanlığın hayvansal protein ihtiyacının karşılanmasının yanında popüler deyimle karbon ayak izi denilen konuda, ayak izi en küçük olan sektörlerden birisi. Ayrıca gıda güvenliğinin sağlanmasında önemli bir araç. Diğer dış etkenlerden en az etkilenen sektör. Örnek vermek isterim. Isparta özelinde bir örnek verirsek, bu yıl meyve üretimi Isparta’da önemli ölçüde düştü. Sebep iki günlük zirai don. Tarımsal sektörler dış etmenlerden bu şekilde etkilenirken su ürünleri bu noktada en az etkilenen sektör. Su ürünleri sektörü bu noktada doğal sigortası olan bir sektör. Su ürünleri sektörü avcılık toplayıcılık geleneğini halen içinde bulunduran bir sektör. Kırsal alanda insanlara iş ve aş sağlıyor. 250-300 bin kişiye direkt yada endirekt istihdam sağlayan bir sektör.

DOĞALA MÜDAHALE TARTIŞILMALI

Ülkemizde 4 tane denizimiz var. Doğal göllerimiz var. Göletlerimiz var. İnsan müdahalesi ile yapılmış su kaynakları neredeyse iki katına çıktı. Fırat’ın üzerinde, Dicle’nin üzerinde daha önce akarsu olan alanlarda şu anda durgun su ve hatta göl olan yeni habitatlar ortaya çıkardı. Bu habitatların artık eski düşünce ile bu havzanın doğal yapısı şudur buraya müdahale etmeyelim tezinin artık yeniden konuşulması ve tartışılması gerektiğini düşünüyorum. Türkiye’de yaklaşık 2 bin civarında su ürünleri üretme ve işleme tesisimiz var. Buralarda 2 bin 300 ton bir yetiştiricilik yapıyoruz. Bunların büyük kısmı sonradan insan eli ile oluşturulan su kaynakları üzerinde bulunuyor.

İYİ TARIM UYGULAMALARINA DESTEK ARTTI

Son dönemlerde Eğirdir’de, Eğirdir gölü özelinde toplantılar yapılıyor. Bu toplantılarda Eğirdir gölünde sazlar büyüdü, ağlar tabana oturmuyor, Eğirdir gölü öldü gibi ifadeler ortaya çıkıyor. Buna böyle bir şey yok demek çok iddialı bir laf olur. Bu su bitkilerindeki bu denli bir artış olması dışarıdan besin girdisinde yaşanan artışla ilgili. Fakat burada tartışılması gereken şey, Eğirdir’de doğal olarak artış gösteren su bitkileri dünyada kirlenmiş olan suların temizlenmesinde, rehabilitasyonunda kullanılan bitkiler. Evet, Eğirdir gölü etrafında ciddi bir tarımsal faaliyet var. Yaklaşık 25 bin kişi bu koruma havzasının içinde yaşıyor. Kimse kusura bakmasın, bu insanları bu saatten buradan çıkarmak mümkün değil. Yapılabilecek olan bu noktada iyileştirici tedbirler almak. Sayın bakanımız son Isparta ziyaretinde iyi tarım uygulamalarında dekar başına desteklemeyi iki katına çıkardı. Neden? Eğirdir gölünün etrafındaki bu tarımsal baskıyı minimize edebilmek için. Bu noktada üreticinin iyi eğitilmesi ve bu konuların üreticiye doğru şekilde aktarılması gerekiyor. Bu noktada bir başka bakış açısı olarak kriz olarak gördüğümüz Eğirdir gölünde artan su bitkilerini bir fırsata da dönüştürebiliriz. Buradaki su bitkilerinden faydalanmanın yolunu da araştırabiliriz. Bu bitkilerin gerek hayvan beslemede gerek bitki beslemede kullanmanın yollarını da araştırabiliriz.

ÖCÜ GELİYOR DEMEK ÇARE DEĞİL

Bir Başka konuda Eğirdir’de sudakla yapılan balıklandırma. Bu noktada bir hata yapıldı. Ama geçmişe takılıp kalmak doğru değil. Bu bana hep şunu hatırlatıyor, küçükken annemler bana hadi öcü geliyor yat derlerdi. Evet, öcü geliyor çocuk yorganın altına girdi ama öcü gelince ne yapacak. Bir çok konuda öcü geliyor diyoruz. Bununla ilgili bilim insanları çözüm önerileri üretiyor mu? yapmakta olduğumuz uygulamaların eksiklerini yanlışlarını değerlendirip öneride bulunuyor mu? Biz Ankara’da balıklandırma ile ilgili kararları alırken hadi arkadaşlar gidip yatıyoruz. Yarın rüyamızda ne gördüysek ona göre balıklandırma yapacağız diye bir uygulama yok. Bu güne kadar olmadı. Bundan sonrada olmayacak. Balıklandırma konusu bilim insanları ile birlikte hep birlikte karar vereceğimiz bir konu. 

Kaynak: Editör:
 
Etiketler: eğirdir, gulses, gölü, koruma tartışması, ramazan, çelebi, su, ürünleri
Haber Videosu
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Bizim Gazete
Yazarlar
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Alıntı Yazarlar
Sayfalar
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Galatasaray
32
33
3
2
10
15
2
Medipol Başakşehir
30
25
3
3
9
15
3
Fenerbahçe
29
31
2
5
8
15
4
Göztepe
27
28
4
3
8
15
5
Beşiktaş
27
23
2
6
7
15
6
Kayserispor
27
23
2
6
7
15
7
Trabzonspor
25
31
4
4
7
15
8
Bursaspor
24
27
5
3
7
15
9
Sivasspor
22
20
7
1
7
15
10
Akhisarspor
19
20
6
4
5
15
11
Kasımpaşa
18
24
7
3
5
15
12
Alanyaspor
17
26
8
2
5
15
13
Yeni Malatyaspor
16
18
7
4
4
15
14
Osmanlıspor FK
14
22
9
2
4
15
15
Atiker Konyaspor
14
15
9
2
4
15
16
Antalyaspor
14
15
7
5
3
15
17
Gençlerbirliği
12
19
9
3
3
15
18
Kardemir Karabükspor
8
13
11
2
2
15
Arşiv